bilimveteknik.com

Bilim ve Teknik



Bilim ve Teknik

Teknolojik aletlerin etrafa yaydığı radyasyondan korunmak onların buluşu sayesinde artık mümkün.

Ankara Elmadağ'da boya üretimi yapan yerli bir firmanın Ar-Ge ekibi, üç yıla yakın bir zamandır üzerinde çalıştıkları boyayla elektromanyetik radyasyonu engellemeyi başardı.

Türk kimyacıların geliştirdiği boya sayesinde elektromanyetik radyasyon yüze 99 oranında engellenebiliyor.

Geliştirilen boya, İstanbul Teknik Üniversitesi ile Fizik Mühendisleri Odası tarafından onaylandı.

Astar boya şeklinde duvara uygulanan boyanın üzerine normal boya yapılıyor.

Boyanın çocuk odalarında, hastane ve okullar dahil tüm yaşam alanlarında kullanımının elektromanyetik radyosyona engelleyeceği belirtiliyor.

Dünyada bu boyanın bir benzeri daha var fakat içeriğinde ağır kurşun olduğu için tercih edilmiyor.

Kurşun maddesi insan sağlığı için tehlike oluşturmakta yerli üretim boyada ise sağlık açısından her hangi bir sakınca bulunmuyor.


Biri beni dinliyor yada acaba telefonlarım dinleniyor mu diye mi korkuyorsunuz ? işte size telefonlarınızın dinlenmesini önleyecek öneri.. TİB Başkanvekili Osman Nihat Şen, yasadışı dinlemeleri önlemek için eski tip, akıllı olmayan cep telefonu kullanılmasını ve telefonun kimseye dokundurulmamasını önerdi.

TBMM Yasa Dışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Zeyid Aslan, TİB Başkanvekili Şen'in komisyona yaptığı sunuma ilişkin AA muhabirine bilgi verdi.

Buna göre, komisyonda milletvekillerinin ''Dinlendiğimizi nasıl anlarız? Konuşurken telefondan cızırtılar geliyor'' sorusuna Şen, ''Telefonla dinlendiğinizi bu tür şeylerle tespit etmeniz kesinlikle mümkün değil, çok temiz dinleniyor hiçbir cızırtı yok. Sesti, mandaldı, aradaki birtakım kesilmelerdi...Bunlar dinlemeyle ilgili konular değil'' dedi.

Yorum Yap
Editöre e-posta
Yazıyı Gönder
Çıktı Al

TÜBİTAK'ın bireysel girişimcilere yönelik ilk kez başlattığı destek programı kapsamında 125 iş fikrine 100 bin liraya kadar geri ödemesiz sermaye desteği verilecek.

Program sonunda ise iş fikirlerini geniş kapsamlı Ar-Ge projelerine dönüştüren girişimciler 550 bin liraya kadar desteklenecek.

İş fikri olan ancak hayallerini gerçeğe dönüştürebilecek desteği bulamayan girişimcilere TÜBİTAK, önemli bir fırsat kapısı açtı. Şirketleşmemiş fikirlere ''1512 Bireysel Girişimcilik Aşamalı Destek Programı'' kapsamında hibe desteği veriliyor.

TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı'nca (TEYDEB) yürütülen destek programının Haziran 2012'deki ilk başvuru dönemine 745 iş fikri başvurusu geldi, bu iş fikirlerinin 451'i ikinci aşama başvurusu yapmaya hak kazandı.

Harvard Wyss Enstitü’sünde biyomühendis ve genetikçi olan bir araştırmacı 1 gram DNA içerisine, önceki denemelerin binlerce katı değerinde, 700 terabaytlık veri sığdırmayı başardı.

Detaylar:

George Church ve Sri Kosuri tarafından gerçekleştirilen çalışmada DNA dijital bir veri depolayıcısı olarak ele alınmış. Bir harddisk üzerindeki manyetik alanlara kodlanan ikili sistem birimleri yerine bu çalışmada her bir bazın bir ikili sistem değeri ifade ettiği (T ve G= 1; A ve C=0) 96 bitlik veri taşıyan DNA iplikleri sentezlenmiş.

Depolanan veriyi okumanız için sekanslamanız ve ardından her bazın değerini girerek ikili sisteme dönüştürmeniz yeterli oluyor. Sekanslama işlemini kolaylaştırmak için her iplik başlangıçta (alttaki resimde görülen kırmızı parçalar) 19 bitlik bir diziyle işaretlenmiş, dolayısıyla tüm DNA iplikleri bu şablona göre sekanslanabiliyor ve sonrasında ikili sisteme dönüştürülebiliyor.

Gelecekte yollar ve otopark alanları asfalt yerine güneş panellerinden yapılsaydı. Bu solar yollar, elektrikli araçlarla beraber çevredeki ev ve işyerlerinin de elektrik ihtiyacını karşılasaydı. Nasıl olurdu?

Solar Roadways projesinin kurucular Scott ve Julie Brusaw’a göre yolların bazı bölümleri, güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek üzere güneş panellerinden yapılabilir.

Ayrıca yolun altına LED panelleri gömülebilir, böylece daha güvenli gece sürüşleri yapılabilir.

Dahası, iklimin soğuk olduğu yerlerde yolların karla kaplanmasını ve buzlanmasını önlemek için yol altına ısıtıcılar yerleştirilebilir.

Bu sorular, Solar Roadway projesinin 2009 yılında ABD Federal Otoban Kurulu ile imzaladığı sözleşme çerçevesinde cevaplamaya çalıştığı sorulardan sadece birkaçı.

İlk projenin başarılı olması üzerine 2011 yılında 750.000 dolar’lık ikinci proje başladı. Bu projenin konusu ise solar tabanlı park alanları yapılmasıydı.

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.
Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay'ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?
Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay'dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay'ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

1974 yılında Tokyo Üniversitesinde Norio Taniguchi tarafından ortaya atılan nanoteknoloji mevcut teknolojilerin daha ileri düzeyde duyarlılık ve küçültülmesine dayalı olarak hızla ortaya çıkan teknolojilerdir. Gelecekte bu teknoloji muhtemelen Moleküler Nanoteknolojisi (MNT) adıyla nano büyüklüğündeki boyutlarıyla yapı makineleri ve mekanizmalarını da içerecektir.Nanoteknoloji ölçü olarak nanometre adı verilen(kısa şekli nm) bir ölçme birimini kullanılır. Her bir ölçüde 1 milyar nm vardır. Her bir nm sadece üç ile 5 atom genişliğindedir yani ortalama bir insan saç kalınlığından yaklaşık 40,000 kez daha küçüktür.
Natoteknolojinin bir yönü de süper küçük bilgisayarlar (bakteri büyüklüğünde) ya da milyarlarca dizüstü bilgisayar gücünde küp şeker büyüklügünde süper bilgisayarlar yada günümüzün bilgisayarlarindan trilyonlarca daha güçlü belirli bir büyüklükte masaüstü modelleri gibi nano boyutunda yapılabilmesidir.

Uzmanından 'Elektrikli Isıtıcılara 2 Metreden Fazla Yaklaşlamayın' uyarısı geldi.

Zonguldak Elektrik Mühendisleri Odası Şube Başkanı, elektrik ve elektronik mühendisi Bülent Özgümüş, elektrikli ısıtıcıların birçok elektrikli cihazdan daha fazla elektromanyetik radyasyon yaydığını söyledi. Özgümüş, elektrikli ısıtıcılara 2 metreden fazla yaklaşılmaması gerektiğini kaydetti.

Bülent Özgümüş, kış mevsimiyle birlikte kullanımı artan elektrikli ısıtıcıların, yaydığı elektromanyetik radyasyon ile ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Elektromanyetik radyasyona maruz kalmamak için elektrikli ısıtıcılara 2 metreden fazla yaklaşılmamasını öneren Özgümüş, "Elektrikli ısıtıcılar, ortama yaydığı elektromanyetik radyasyon açısından birçok elektrikli cihazdan daha zararlı. Bu elektromanyetik alan etkisinden kendimizi korumamız gerekiyor" dedi.

Arılar herkesin tanıdığı küçük canlılardır. Bu canlıların ne yaptığıyla ilgili bir soru soracak olursak, her
insanın vereceği cevap aynı olur; arılar bal yaparlar. Evet doğrudur, arılar bal yaparlar, üstelik kendi ihtiyaçlarının çok üstünde ve Kuran’da dikkat çekildiği üzere Allah’ın ilhamıyla..

Ancak, arıların muhteşem tasarlanmış organizasyon
la onbinlercesinin hep birlikte uyum içinde yaşamalarının dışında, oldukça mucizevi bir özellikleri daha vardır.

Bilim insanları, gezegenimizin oluşumuna ait çok önemli bilgilere ulaşabilmek için Dünya’nın çekirdeğine inilmesini sağlayacak dev bir sondaj projesi üzerinde çalışıyor. Bir milyar dolarlık proje kapsamında, yer kabuğunun en ince olduğu noktadan başlayacak sondajla 2020 yılında çekirdeğe ulaşılabileceği öne sürüldü.Bilim dünyası, Dünya’nın en çok merak edilen v
e oluşumu hakkında büyük sırlar sakladığı bilinen çekirdeğine inmenin bir yolunu bulmuş görünüyor. Teknolojik yetersizlikler bugüne kadar Dünya’nın çekirdeğini ulaşılmaz bir yer kılsa da, Japonya’nın büyük rol oynayacağı uluslararası bir proje kapsamında altı kilometre derine inilerek çekirdekten numune toplanması amaçlanıyor.

CNN’in haberine göre, projenin başını Japonya’nın Entegre Okyanus Sondaj Programı (IODP) ekibi çekecek. Ekip, çekirdeği saran kabuğu delerek, bilim dünyasındaki en büyük keşiflerden birine kapı açacak.

15-16 ve 17. yüzyılın Avrupa'sına bakın. Koyu bir cehalet karanlığı içerisinde olduğunu göreceksiniz. Kopernik isimli bilgin, dünyanın hem kendi, hem de güneş etrafında döndüğünü kesinlikle bildiği halde, korkup açıkça söyliyemiyordu. Bu husustaki kitabı ancak 70 yaşında öldükten sonra yayınlanabildi. 18. yüzyıla kadar da kilisenin yasakladığı kita
plar listesinde yer aldı.
Büyük İtalyan bilgini Galilée de Kopernik'i tasdik eder mahiyette yazdığı eserinden dolayı Engizisyon Mahkemesine verildi. Ondan fikrini red ve inkar etmesi istendi. Bilgin mecburen kendi kendini yalanlamak zorunda kaldı. Ama mahkemeden ayrılırken: "Yine de Dünya dönüyor!" diye mırıldanmaktan kendini alamadı.
Buna rağmen, ölünceye kadar bir eve kapatılan Galilée, öldüğü zaman Hristiyan mezarlığına gömülmedi.Çünkü o günün Avrupa'sında dünyanın döndüğünü söylemek dinsizlik sayılıyordu.

Türk araştırmacılar, Karadeniz dibinde bulunan hidrojen-sülfürlü suyundan hidrojen gazı elde etmeyi başardı.

Hidrojen enerjileri üzerine ar-ge çalışmaları yürüten Dr. Mükerrem Şahin ve ekibi, tamamen Türk araştırmacılarla Karadeniz dip sularında yoğun olarak bulunan hidrojen-sülfürlü suyu geliştirdiği bir katalizör sistemi üzerinden geçirerek ekonomik koşullarda hidrojen gazı elde etmeyi başardı.

Araştırmacıların yaptığı fizibilite raporları, Karadeniz'deki mevcut potansiyelin, bölgenin 100 yıllık elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini gösteriyor.

Dr. Mükerrem Şahin, Karadeniz'de hidrojen-sülfür oluşumunun jeolojik oluşumların etkisiyle sürekli olarak arttığının gözlendiğini belirtti.

Son yapılan araştırma sonuçlarının, Karadeniz'de hidrojen-sülfür oluşumunun giderek yükseldiğini gösterdiğini aktaran Şahin, ayrıca bu kaynaklara Karadeniz'in 30-40 metre altında bile rastlandığını belirtti.

Sakın, Ay imara açık mı?

Ay’ı ne zaman parsellediniz?

Arsaları kimden aldınız? Gibi soruları sormayın…

Siz şimdiden ay’dan arsanızı alıp, bir kenara koyun! Yakında insanlar dünyaya sığmayınca kıyıda köşede bir arsanız olsun!

Arsanızı unutun. Gün gelir değerlenir, o zaman satar bir derdinize deva yaparsınız!

Biz gelelim ay’daki arsalara…

Türkiye’nin ilk kişiye özel uluslararası hediye markası olan Out of Turkey Gifts tarafından satışa sunulan bu arsaları, insanlar sevdiklerine hediye amaçlı alıyorlarmış.

Ay’da 4 dönümlük arsa sahibi olmanın bedeli 99 lira olurken, Türkiye için her ay 100 adet satış kontenjanı ayrılıyormuş.

Sahi bu kontenjanı kim ayırıyor?

Lütfen bekleyin detaylara gireceğiz…


Türkiye'nin ilk lazer güdümlü füzesi Cirit, TSK'ya teslim edildi. Envantere giren 100 füze şu an için kullanıma hazır.

Havadan karaya atılan ve 8 km menzile sahip olan Cirit, Türk-İtalyan ortak yapımı taarruz helikopteri T-129'da kullanılacak.

Roketsan tarafından yürütülen proje kapsamında, toplam 2 bin füze Silahlı Kuvvetler'in kullanımına sunulacak. 70 mm çapındaki yarı aktif lazer güdümlü füze 'Cirit'in özellikle hafif zırhlı hedeflerde istenilen tahribatı sağladığı belirtiliyor.

Cirit'in şimdiye kadarki atışlarında hava platformu olarak AH-1W helikopteri kullanıldı. Daha önce, MSB ve Roketsan arasında Cirit füzesinin geliştirilmesi için 28 milyon dolarlık bir anlaşma imzalanmıştı. Füzenin milli imkânlarla geliştirilmesi, Türk savunma sanayii açısından büyük önem taşıyor.


FSM'deki bakımın 'zorunlu ve elzem' olduğunu belirten Bakan Yıldırım gelecek yaz Boğaziçi Köprüsü'nün bakıma alınacağını söyledi ve korkutan gerçeği açıkladı:

Bakan Yıldırım, 'Boğaz Köprüsü için 'Halatlar yenilenecek, onun işi daha zor ve uzun sürecek. Müdahale etmezsek yıkılır..' dedi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki bakımın elzem ve zorunlu olduğuna dikkat çekerek, 'Millete eziyet olsun diye yapmadık. Elzem bir durumdu, bugün kapatmasaydık, daha sonra kapatmak zorunda kalacaktık. Köprü bakıma alınmasa ağır bedeller ödenebilir, büyük can ve mal kaybı oluşabilir' dedi.

ASLINDA SON BİR HAFTADIR BENDE ŞÜPHELENİYORDUM

Enkazında mühimmat ve füze izine rastlanamayan uçağın yüksek frekans yayan yeni nesil silahlarla vurulduğu iddiası ortaya atıldı.

ABD, Rusya ve Çin, ünlü fizikçi Nikola Tesla'nın "yüksek frekans" çalışmalarından yola çıkan silah sistemlerini yıllardır test ediyor. Ancak sistemler yalnızca deneysel ortamlarda kullanıldı. Yüksek frekansın uzun menzilde kullanılabilmesi çok yüksek enerji gerektiriyor. Yani 20 kilometredeki uçağa karadan yüksek frekans gönderilebilmesi çok güç.

OTOPSİ RAPORLARINDAKİ SIR

Adli Tıp Kurumu uzmanları, Suriye'nin düşürdüğü uçakta şehit olan pilotların otopsi raporlarında önemli bulgulara ulaştı. Raporlar uçağın düşüş nedenini aydınlatabilecek bilgilerin de kapısını araladı.

ABD'de ilk defa bilgisayar tarafından okunabilen deri altı kimlik çipleri, Floridalı bir aileye takıldı. ‘‘VeriChip’’ adı verilen pirinç tanesi büyüklüğündeki çipler, Jeff ve Lesie Jacobs ile 14 yaşındaki oğulları Derek'in kollarına küçük bir cerrahi müdaheleyle yerleştirildi.

Florida'daki Applied Digital Solutions Inc. firması tarafından üretilen çiplerin deri altına takılması işlemi bir dakika kadar sürdü ve sadece lokal anestezi yapıldı. Daha önce başlarından bir sürü hastalık geçen Jacobs ailesi, bundan sonra karşılaşacakları herhangi bir sağlık sorununda daha önceden geçirdikleri hastalık bilgilerini anında doktorlarına ulaştırabilecekler. Deri altına fark edilmeyecek bir şekilde yerleştirilen çip, radyo frekansı yollayan tarayıcı tarafından algılanıyor ve 200 dolara satılıyor. Çipteki bilgileri okumaya yarayan tarayıcının fiyatının ise 1000 ile 3000 dolar arasında olduğu belirtildi.

Pirinç tanesinden biraz büyük olan çiplere veri yüklenebiliyor. Bir iddiaya göre vücuduna bu çiplerden takılan canlılar bir robot gibi kontrol de edilebiliyor.

***

ABD’nin Florida eyaletindeki bir firma, deri altına takılacak çip için hükümete onay başvurusunda bulundu.

Applied Digital Solutions şirketinin baş teknoloji yöneticisi Keith Bolton, parmakları arasında VeriChip adı verilen çipi tutuyor.

Anadolu yapı medeniyetini araştıran arkeologlar, binlerce yıldır ayakta kalan tarihi yapıların temellerinde deprem sönümleme sistemlerinin uygulandığını belirledi. İlk uygulaması M.Ö. 1900'lü yıllara dayanan ve uygulandığı yapıların geçmişten bugüne hala ayakta kaldığı deprem izolatör sistemi ''Orthostat''ın, Kabe, Augustus Tapınağı, Süleymaniye Camisi ve Ayasofya Müzesi'nin temellerinde de kullan...ıldığı belirtiliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. yayınları arasında yer alan ''1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi''nin 11. sayısında, deprem izolatör sistemi ''Orthostat'' tüm yönleriyle ele alındı.

Amerikalı bilim adamları, elektrik kablosu kullanmadan bir cihaza enerji iletmenin yöntemini buldu.

Massachusetts Institute of Technology'de (MIT) yapılan araştırmada, elektrikli cihazlara kablo kullanmadan elektrik iletebilen bir sistem oluşturan bilim adamları, enerji kaynağından 2 metre uzaklıktaki 60 vatlık bir ampulü kablo olmaksızın aydınlatmayı başardı.

Buluşlarını Science dergisinde yayımlayan araştırmacılar, enerjiyi, biri ampulde, diğeri enerji kaynağında bulunan iki bakır bobin arasında elektromanyetik dalgalarla iletti.

MIT'den Profesör Marin Soljacic başkanlığında yürütülen araştırmada oluşturulan sisteme, kablosuz elektrik sözcüklerinden türetilen "WiTricity" adı verildi.

Prof Soljacic, bu yöntemle iletilen enerjinin bir dizüstü bilgisayarı çalıştırmak için gerekli olandan çok daha fazla olduğunu belirtirken, iletilen enerji miktarının artırılması için sistemin daha da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yazının başlığını oluşturan ve özgül gibi görünen konuya girmeden önce böyle bir konunun yaşam örgüsündeki yerine ve gerekçesine bakmakta yarar vardır. Konuyu kendi özgüllüğüne indirgemeden, içinde bulunduğu bütünlüğü görmeye ve aydınlatmaya çalışalım: Bilim, genel olarak neredeyse herkesin, yargılamadan ve sorgulamadan üstünlüğünü kabul ettiği bir olgu.

Peki nedir bu üstünlük, neden ve neye göre üstünlük? Böylesine bir üstünlüğü tanımlamak olası mıdır? Haklı olduğumuzu kanıtlamak için hemen bilimin arkasına sığınmamızın koşulları nedir? Böyle bir ideoloji yapılanmasının, tarihsel süreç boyunca toplumsal oluşumların eğitsel, ekonomik, siyasal, kültürel ve geleneksel yaşam etmenleriyle ilişkileri ne olmuştur? Bilimsel çalışmaların etik yanı var mıdır?

Bildiğimiz anlamda limit, türev, integral Öklid uzayında incelenir. Bize de bu şekilde öğretilmiştir. Ama Öklid uzayı dışında uzaylar da vardır. Riemann uzayı, Banach uzayı, Sorgenfery uzayı.vs. Genel anlamda bildiğimiz limit, türev, integral bu uzaylarda nasıl tanımlı olacak sorusuna cevap aranır. Tabii bunların yanında geometrik şekillerde de değişiklikler olur.

Güneş tutulması, Ay yeniay evresindeyken Dünya ile Güneş arasında bulunduğu zaman gerçekleşir. Bu durumda Güneş diskinin örtüldüğünü (tutulduğunu) ve Ay’ın gölgesinin yer yüzeyine düştüğünü görmekteyiz. Her 29.5 günde bir Ay yeniay evresinde bulunmasına rağmen ayda bir kez tutulma gerçekleşmemesinin nedeni; Ay’ın yörüngesinin, Dünya etrafında dolanırken belirli bir açıya sahip olmasından ileri gelmektedir. Dolayısıyla, yeniay evresinde Ay yörüngesi üzerinde hareket ederken Ay’ın gölgesi Dünya’nın ya üstüne ya da altına düşmektedir. Yılda en az iki kez Dünya-Ay-Güneş’in doğrultusu Güneş tutulmasına izin verecek biçimde konumlanmaktadır. Böylece, Ay’ın gölgesi Dünya yüzeyinin belirli bölgeleri üzerine düşer ve bu bölgelerde Güneş tutulması izlenebilir.

Tam Güneş tutulması olayında, Dünya ile Güneş arasına giren Ay’ın gölgesi, Dünya üzerinde belli bir bölgeye düşer.

Vinrumors sitesi Windows XP, Vista ve Windows 7′yi tehdit eden “0 gün açığı” iddiasını ortaya çıkardı. Tehdit, işlemci alt sisteminin Kernel modu dosyası olarak nitelendirilen win32k.sys sistem dosyasında yer alıyor.

Prevx firması çalışanı Marco Giuliani henüz bu açıktan yararlanan zararlı bir yazılımın olmadığını fakat açığın biran önce kapatılmasının gerektiğini yoksa kullanıcıların yeni güvenlik tehditine maruz kalıcağını söyledi.

İşin biraz daha teknik kısmına bakıcak olursak, açığın ortaya çıktığı API, girişe doğru bir şekilde onay vermiyor ve yığın taşması meydana getiriyor. Yani, bu durum kötü niyetli kişilerin kernel modu izinlerinden faydalanarak istedikleri bilgisayarlara girebilmesine olanak sağlıyor. Bu açık sistemlerin UAC yani Kullanıcı Hesabı Denetimi’ni otomatik olarak devredışı bıraktığından, Vista ve Windows 7 işletim sistemleride saldırılara açık hale geliyor.

Howstuffworks isimli sitede yer alan habere göre, 1950′lerde Ford firması, Ford Nucleon ismiyle bir konsept araba geliştirdi. Ford’a göre nükleer güçle çalışan araba tasarlanmıştı ve geleceğin nükleer reaktörlerinin daha küçük, güvenli, taşınabilir ve hafif olduğu varsayımına dayanıyordu. Arabanın arkasında bulunan güç kapsülü nedeniyle tasarım böyle adlandırıldı. Benzin istasyonlarının yerini şarj istasyonlarının alacağı ve aracın tek şarjla yaklaşık 8 bin 50 km yol gidebileceği belirtildi. Birçok konsept araba vakası gibi, Ford asla Nükleon’u inşa etmediği, bunun sadece normal arabanın yarısı büyüklüğünde bir model araba olduğu belirtiliyor.

Amatör gökbilimciler 400 yıldır keşifleriyle bilimadamlarına destek veriyor.

Bu gökbilimcilerden biri de Gus Johnson. Johnson, 1979 yılında keşfettiği super nova yıldızı ile astroloji tarihine geçti. Johnson’ın keşfettiği bu yıldız, bugüne kadar en fazla tartışılan ve araştırılan super nova yıldızı oldu.

Sony Vaio X Serisinden Süper İnce Notebook, Sony Vaio X Serisi Notebooklar hem çok ince ve zarif hem de windows 7 ile birlikte piyasada…

Geçtiğimiz ay Berlin’de gerçekleştirilen IFA Fuarı, 60 ülkeden 1.164 şirketin katılımıyla tamamlanmıştı. Bu yıl Sony firması’nın tanıttığı ürünlerden biri olan Vaio X serisi süper ince dizüstü bilgisayarlar, nihayet tüketiciyle buluşuyor. Kasası karbon fiber, klavyesi ise alümiyumdan üretilen Vaio X, 278 x 185 x 13.9mm ölçülerinde ve bataryasız yalnızca 655 gram ağırlığında. Şimdilik sınıfında hafiflik rekorunu elinde tutan X serisindeki her iki model de, 1366 x 768 çözünürlüğe sahip 11.1 inç büyüklüğünde ekranlarla geliyor. 2gb DDR2 bellek, VGA ekran çıkışı ve multi-touch pad, yine bu seride sunulan iki modelin ortak özellikleri. Windows 7 platformuyla satışa sunulacak 3G uyumlu X serisinde Memory Stick Duo- SD kart girişi, Ethernet ve USB girişleri (2 adet) bulunuyor.

20 yıl sonra yapılması planlanan Mars seyahati için şimdiden 400 kişi gönüllü oldu.

Haber, İnsanoğlunun Ay'a ayak basmasından bu yana yarım asırdan fazla zaman geçti. İnsanlık için dev olan o adımın sahipleri şimdiden tarihteki yerini aldı. Şimdi sıra ikinci dev adımda, hedef Mars...

NASA, Mars'a insan gönderme ve orada bir koloni kurma projesi için çoktan düğmeye bastı.

Bu yolculuğun yapılmasının zorunlu olduğunu yazan bir makale ABD'de bir bilim dergisinde yayınlanınca 400'den fazla kişi internet üzerinden dergiye ulaşarak bu yolculuk için gönüllü olduklarını bildirdi.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) Mars'a sadece 3 aylığına gönderdiği tekerlekli robotlardan Spirit, Kızıl Gezegen'de 7. yılını doldurdu.

Fox News'e göre, golf arabası boyutlarındaki robotlardan 4 Ocakta Mars'a inen Spirit, 1,5 yıl önce saplandığı kumluk arazide mahsur bulunurken, 25 Ocakta Kızıl Gezegen'e inen ikizi Opportunity, dev Endeavour kraterinde hala çalışmaya ve gözlem yapmaya devam ediyor.

Mars'ın geçmişteki su faaliyetiyle ilgili kanıt bulmak üzere gönderilen ve "kullanım süreleri" çoktan biten robotlardan, Spirit kuma saplanmasının ardından mart ayında da Dünya ile iletişimi kesti.

Ancak Mars'ın robot programı yöneticileri, "gözü pek" Spirit'in birkaç ay sonra uyanabileceğini düşünüyorlar.

Mars yüzeyinde yaklaşık 2 bin 500 gün geçiren iki robot da Kızıl Gezegen'in bir zamanlar sulu, sıcak bir yer olduğuna dair birçok kanıt bularak bilimadamlarının bu gezegenle ilgili anlayışlarında köklü değişiklikler sağladı.

Yıldırım, gök gürültüsü ve şimşekle görülen, gökyüzü ile yer arasındaki elektrik boşalmasıdır.Şimşek, bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışığa denir.Gök gürültüsü ise, şimşek çakması ya da yıldırım düşmesinden yaklaşık 5 6 saniye sonra duyulan, patlamaya benzer çok yüksek sestir. Çünkü ışık hızı ses hızından fazladır. Volkanik patlamalar ve kum fırtınaları esnasında da, toz veya kül bulutu içerisindeki statik elektrik nedeniyle yıldırım oluşabilir

Yıldırımdan Korunma Yolları

Yıldırımın bir insanın üzerine düşme ihtimali çok azdır ancak imkansız değildir. Bu nedenle yağışlı havalarda çok dikkatli olunmalıdır. Yapılan incelemeler sonucunda bir bölgeye yıldırım düşmeden önce vızıltıya benzer bir ses duyulduğu, deride karıncalanmalar olduğu ve saçların dikleştiği tespit edilmiştir. Eğer böyle bir durum söz konusu ise muhtemel bölgeden derhal uzaklaşılmalıdır.

Son yorumlar